Dark Mode Light Mode
Suriye’de neler oluyor?
Neoliberalizmin sahte umudu: Yasa dışı bahis

Neoliberalizmin sahte umudu: Yasa dışı bahis

Temsili yasa dışı bahis görseli.

Neoliberalizm işçi sınıfının farklı katmanlarını maddi, kimliksel ve sosyal boyutlarıyla atomize hale getirdi. Belirsizlik, statü kaybı-korkusu ve süreklileşen gelecek kaygısı içerisindeki geniş kesimler yönlerini ‘kolektif bir gelecek’ etrafında tayin edemiyor. Cendereyi anlamlandıramayan toplum parçalanarak kurtuluşu bireysel ama palyatif çözümlerde arıyor.

Son yıllarda yüksek enflasyon, borçlanma ve güvencesizlik kıskacı altında sıkışmış milyonlar bir çıkış yolu olarak yasa dışı bahis oyunlarına yoğun bir biçimde yöneldi. İşyerinde, kampüste, evde yahut çeşitli sosyalleşme alanlarında…

Dijital bağımlılık hayatımızın gündelik rutinlerinin merkezine oturmuş vaziyettte.  Büyük teknoloji şirketlerinin devasa bütçeler ayırarak oluşturdukları algoritmalar, hayatımızın her noktasında sadece davranış ve tüketim alışkanlıklarını şekillendirmeyle kalmıyor, aynı zamanda düşüncelerimize ve eylemlerimize de yön veriyor.

Dijital platformların sunduğu anlık ve kesintisiz erişim, “kumar davranışını” gündelik yaşamın baskın bir rutini hâline getiriyor. Dijital cüzdanlar, entegre ödeme sistemleri ve hızlı finansman olanakları, bu davranışın sürekliliğini pekiştiren yapısal faktörler olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de yasa dışı bahis, yıllık 50 milyar doları aşan devasa hacmiyle yasal pazarın yaklaşık sekiz katına ulaşarak, ekonomik bir faaliyetten ziyade kitlesel bir mülksüzleştirme mekanizmasına dönüşmüş görünüyor.

Şafak Çelik örneği

Şafak Çelik gibi örneklerin de kanıtladığı üzere sistem; “metalaşmış umut” vaadiyle bireyi önce finansal, sonra ruhsal ve en nihayetinde hayati bir yıkıma sürüklüyor. Kapitalizmin “zahmetsiz kazanç” illüzyonunu dijital bir silah olarak kullanan bu yapı; mahalle bakkallarından sosyal medya fenomenlerine, öğrenci banka hesaplarından (smurfing) sofistike kripto transferlerine kadar yayılan kılcal bir suç ağına çoktan dönüştü bile.

Kamu otoritelerinin son bir yılda 85 binden fazla siteyi engellemesine rağmen, organizasyonun “ayna siteler” ve yurt dışı merkezli sunucularla gösterdiği teknik direnç, sorunun sadece bir asayiş meselesi değil, köklü bir sosyo-ekonomik yapısal kriz olduğuna işaret ediyor. Özellikle bağımlılık yaşının 15’e düşmesi ve intihar verilerinin şeffaf bir şekilde raporlanamaması, bu krizin toplumsal maliyetinin (ekonomik yıkım, aile parçalanması, uyuşturucuyla geçişkenlik) buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu kanıtlamaktadır.

“Ailemin her şeyini kumar yüzünden çaldım. Belki 4 belki 5 tane evi yedim. Bir sürü nakit para yedim. Ailem borçlarım yüzünden şehir değiştirmek zorunda kaldı, memlekete döndük. Uyuşturucudan kurtuldum ama kumardan kurtulamadım. Annemin hesabında bildiği parayı 10 gün içinde yedim. Para nasıl bitti yemin ederim hiçbir şey bilmiyorum. Sanki ben değildim, başka biriydim. Bir şeyler geri gelmezse hayatıma son vermeyi düşünüyorum…” Bu sözler 37 yaşındaki beden eğitimi öğretmen Şafak Çelik’e ait. Yaşamına son verdikten hemen sonra sosyal medyaya düşen video kaydıyla tanındı. Çelik’in hikayesi yaklaşık 10-15 yıldır Türkiye’de sessizce büyüyen pek çok intiharla sonuçlanan kumar bağımlılığıyla aynıydı.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre son bir yıl içinde dünya genelinde yetişkinlerin yüzde 46,2’si ve ergenlerin yüzde 17,9’u en az bir kez kumar oynadı. İnsanları borçlandıran ve hatta intihar etmeye kadar sürükleyen kumar bağımlılığı nasıl ve neden bu kadar yaygınlaştı

Kumar oynama yaşı

Çeşitli raporlara göre Türkiye’de kumar oynama yaşı 15’e kadar düştü. 15 yaşından büyük her 10 kişiden biri hayatında en az bir kez kumar oynadı. Bağımlılıkla mücadelede yalnızca Yeşilay’a başvuran her 7 kişiden 2’si kumar bağımlılığı olduğunu belirtiyor. Kumar bağımlılığı finansal kayıp, ruhsal çöküntü, sosyal ilişkilerde bozulma, boşanma, intihar gibi çok ağır faturalara sebep olmanın yanı sıra alkol ve sigara bağımlılığını tetikleyerek ağır fizyolojik hasarlara da yol açabiliyor. Yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da kumar bağımlılığı kitleselleşmeye devam ediyor. En sade biçimiyle kumar, insanların istedikleri yaşamı elde edebilecekleri en ‘kolay’ yol olduğu vaadinde bulunuyor.

Başlangıçta sosyalleşmek, eğlenmek ya da sorunlardan kaçmak amacıyla oynanan kumar, zamanla kontrol edilemeyen bir bağımlılığa dönüşebiliyor. Kumar bağımlılığı nedeniyle sosyal ve psikolojik çöküntü yaşayıp yaşamına son verenlere ilişkin veriler TÜİK ya da çeşitli kamu kurumları raporlama çalışması yapmıyor. TÜİK, Türkiye’deki intihar vakalarına ilişkin raporunu ise en son 2018 yılında yayımlamıştı. Rapora göre Türkiye’de her yüz bin kişiden 4’ü intihar ediyordu. Ancak bu veri güncel olmadığı için kerteriz alınabilecek vaziyette değil.

Kumar oynayanların gözünden

Agos Gazetesinde İşhan Erdinç imzasıyla yayımlanan bir haberde iki gencin gözünden hikaye aktarımı yapılıyordu. Aren, yasa dışı bahis ile nasıl tanıştığını şu sözlerle anlatıyor: “Ben 17 yaşındaydım. Bizim Ermeni toplumundan birkaç kişi, yasa dışı bahis sitelerinde hesap açıyorlardı. Biz oraya para atıyorduk, o da komisyon alıyordu. Ne kadar çok insan toplarsa o kadar para kazanıyordu. Oturduğum mahalledeki bakkallarda da kaçak bahis oynatılıyordu. Oranları, legal bahis sitelerine göre yüksekti.” Haberin işaret ettiği yer çok mühim. Bahis oyunları mahalle aralarındaki tekel bayilere kadar girmiş durumda. Hikaye devam ediyor.

Bu kez başka bir genç anlatıyor. İsmi Garabet. “Geceleri tek başına oynamaya başladım ve bir süre böyle devam etti. Her param bittiğinde siteye para yüklüyordum. Çoğunlukla rulet oynuyordum. Düzenli olarak oynadım. Sonra bırakmaya karar verdim. Fakat iki sene önce tekrar oynamaya başladım” diyor.

Sistem nasıl işliyor?

Yasa dışı bahis şebekeleri, teknolojik ve hiyerarşik olarak oldukça sofistike bir yapıya sahip. Yurt dışı (genellikle Kıbrıs, Balkanlar veya Uzak Doğu) merkezli lisanssız siteler üzerinden oyun oynatılıyor. Takibi zorlaştırmak için “öğrenci”, “ev hanımı” veya “işsiz” bireylerin banka hesapları/dijital cüzdanları belirli bir komisyon karşılığında kiralanıyor. Türkiye’de bu yöntemle özellikle 18 yaşını henüz doldurmuş olan gençler yoğunlukla kullanılıyor. Hesabın kiralanması karşılığında ise kişiye ödeme yapılıyor. Para bu hesaplar üzerinden parçalara bölünerek (smurfing) sisteme sokuluyor. Son yıllarda banka blokesinden kaçmak için USDT (Tether) gibi kripto paralar ana transfer aracı haline getirilmiş durumda. Maç yayınlarındaki sanal reklamlar, sosyal medya fenomenleri ve SMS yağmurları ile kullanıcılar kesintisiz bir bombardıman içerisinde. Ödül ve bonus hediyelerle paraya ulaşmanın kolaylığına dair cazibe yaratılıyor. Kumar bağımlılarının neredeyse tamamı başlangıçta bu kadar sık oyun oynayacağını düşünmediğini ve bunu hayal edemediklerini belirtiyor.

Finansal hacim ne?

Türkiye’de yasal bahis siteleri Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’na bağlı. İçişleri Bakanlığının verilerine göre, yasal bahisin yıllık geliri 6 milyar dolar civarında. Ancak araştırma ve verilere göre, yasa dışı bahis pazarının yıllık geliri 50 milyar dolar. Yasadışı bahisin yıllık hacminin 100 milyar dolara yakın olduğunu belirten çeşitli raporlar da mevcut. Dünya’da ise bu hacim, 1.8 trilyon dolar düzeyinde. Aslında devasa bir ekonomiden söz ediyoruz.

Kaç kullanıcı olduğu tahmin ediliyor ve kaç internet sitesi mevcut ediliyor?

Son bir yıllık süreçte düzenlenen irili ufaklı yüzlerce operasyonda (SİBERGÖZ serisi dahil) 10 binden fazla şüpheli hakkında işlem yapıldığı ve binlerce kişinin gözaltına alındığı bilinmektedir. (İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıklaması)

Ancak gerçek kullanıcı sayısını tespit etmek oldukça zor. Hali hazırda binlerce internet sitesi yasa dışı bahis oynatıyor. Yalnızca 2025 yılında yaklaşık 85 bin internet sitesi yasa dışı bahis nedeniyle erişime engellendi. Son 20 yılda ise yaklaşık 550 bin internet sitesi aynı gerekçeyle erişime engellendi. Fakat, her gün bu internet sitelerinin yenileri açılmaya devam ediyor. O nedenle kullanıcı sayısının milyonlar olduğu düşünülüyor.

Rakamların bu kadar yüksek olmasının sebebi, yasa dışı bahis organizasyonlarının teknik hızıyla ilişkili. BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) bir siteyi engellediğinde, şebekeler dakikalar içinde yeni bir alan adı (domain) alarak yayına devam edebiliyor. 2025 yılı itibarıyla sadece domain bazlı değil, sunucu bazlı engellemelere de odaklanılmış ve 12 bin 548 sunucu (server) doğrudan devre dışı bırakılmış.

Toplumsal çözülme

“Zahmetsiz kazanç” illüzyonu, enflasyon altında ezilen işçi sınıfı ve güvencesiz gençler için bir “çıkış kapısı” gibi pazarlanmakta; ancak sonuç, bireylerin elindeki son varlıkların da (Şafak Çelik örneğinde olduğu gibi ev, nakit ve itibar) sisteme geri pompalanmasıyla bitiyor.

Bağımlılık yaşının 15’e düşmesi, toplumsal dokunun en hassas noktasından darbe aldığını gösteriyor. TÜİK’in 2018’den bu yana intihar verilerini şeffaf bir şekilde paylaşmaması, sorunun boyutlarının kamuoyu nezdinde tam olarak algılanmasını engelliyor. Bu “istatistiksel sessizlik”, toplumsal krizin teşhis edilmesini de zorlaştırıyor.

85 bin sitenin kapatılmasına rağmen sistemin “ayna sitelerle” devam etmesi, devletin geleneksel yasaklama yöntemlerinin, dijital şebekelerin ‘çevikliği’ karşısında yetersiz kaldığını gösteriyor. Sorun, sadece domain engellemekle çözülemeyecek kadar derin, sosyo-ekonomik bir kökene sahip. Hal böyle olunca, toplum kendi finansal ve psikolojik yıkımını finanse eder noktaya hızla evriliyor. Bu da aslında toplumsal çözülmenin başka bir açısı olarak önümüzde duruyor.

Önceki

Suriye’de neler oluyor?